Tanım
blogumda çok iyi vakit geçirin
Bağlantılarım
*
*
*
*
Kategoriler
|
dikkat

Mesaj: #1 2070 den mektup var
> >"2070'ten mektup var!.. >> >>2070 yılındayız. 50. yaşımı yeni kutladım ama ben 85 yaşında bir adam gibi >>görünüyorum. Yeterli su içemediğim için böbrek hastasıyım. Yaşayacak fazla >>vaktim kaldığını sanmıyorum. Toplumumuzdaki yaşlı insanlar arasındayım. >> >>5 yaşında küçük bir çocuk olduğum günleri gayet iyi hatırlıyorum. >>Parklarda yüzlerce ağacın olduğu, evleri kocaman bahçelerin kuşattığı >>günlerdi o günler. Dilediğimizce duş yapabiliyorduk. Oysa bugün sadece >>derimizi özel yağlı havlularla silerek temizlenmeye çalışıyoruz. >> >>Önceleri kadınlarımızın harika uzun saçları vardı. Oysa şimdi su >>kullanmadan temiz tutabilmek için kadını erkeği saçlarımızı kazıtmak >>zorundayız. Eskiden babam evimizin bahçesinde hortumla arabamızı yıkardı. >>Şimdi çocuklarım suyun bu türlü pervasızca kullanılabileceğini kabul bile >>edemiyorlar. >> >>Küçükkken her tarafta "SUYU KORUYUN, İDARELİ KULLANIN" yazan afişler >>vardı. Televizyon ve radyolar sık sık bu konuyu gündeme getirir, insanları >>uyarırdı. Ama hiç kimse aldırış etmedi. Hepimiz suyun sonsuza kadar >>yeteceğini sandık. Oysa şu anda tüm nehirler, göller, yeraltı suları, >>barajlar kurumuş durumda. >> >>Endüstri durma noktasında, işsizlik korkunç boyutlarda. Çalışanlar >>maaşlarının bir kısmını içme suyu olarak alıyorlar. Bir kavanoz su için >>suç işleyenlerin sayısı hergün artıyor. Yiyeceklerin %80'i sentetik. >> >>Eskiden insanlara günde 8 bardak su içmeleri önerilirdi. Bugün ise yarım >>bardaktan fazla içme şansım yok. Tek kullanımlık giyeceklerimiz var. Bu da >>atık madde miktarını büyük ölçüde artırıyor. Tuvalet için özel tanklar >>kullanıyoruz çünkü su kaybından dolayı kanalizasyon sistemi >>çalıştırılmıyor. >> >>İnsanların dış görünüşleri içler acısı. Susuzluktan kurumuş, kırışmış >>vücutlar, ozon tabakasının yok denecek seviyeye gelmesinde sonra oluşan >>yüksek radyosyon nedeniyle büyük lekeler. Deri kanseri, bağırsak >>enfeksiyonları, böbrek hastalıkları ölümlerin başlıca nedenleri. >> >>Derideki kuruluk nedeniyle 20 yaşında 40 yaşında görünen insanlar >>dolaşıyor etrafta. Bilim adamları üzerinde çalışıyor ama henüz bir çare >>bulmayı başaramadılar. >> >>Su üretilemiyor. Ağaçların yok olmasyla birlikte oksijen ve bitkisel >>gıdalarda yok olmakta. Bu da insan zekasının giderek durgunlaşmasına neden >>oluyor. >> >>Erkeklerin sperm morfolojisi şekil değiştirmiş durumda. Bebekler >>genellikle zeka gerilikleri, şekil bozuklukları ile beraber doğuyorlar. >> >>Yetişkin her insan günlük 137 m3 hava için para ödemek zorunda. Bu parayı >>ödeyemeyenler, güneş enerjisi ile çalışan mekanik ciğerlerde üretilen hava >>üflenen bölgelere alınmıyorlar. Hava kalitesi iyi deği ama en azından >>insanlar nefes alabiliyorlar. Ortalama yaşam süresi 35 yıl civarında. >> >>Bazı ülkelerde nehir kenarlarında yeşil alanlar halen mevcut. Bunlar da >>ordu korumasında. Su altın ve gümüşten daha değerli bir servet artık. >> >>Yaşadığım yerde hiç ağaç yok. Çünkü yağmur yağmıyor. Arasıra serpiştiren >>de sadece asit. Mevsimler yok oldu denilebilir. >> >>Çevreye sahip çıkmamız konusunda çok uyarıldık ama hiçbirimiz aldırış >>etmedik. >> >>Bazen oğlum çocukluğumu anlatmamı istiyor. Ona yeşil tarlaları, yağmuru, o >>güzelim çiçekleri, içemeyeceğimiz kadar çok suyu ve sağlıklı insanları >>anlatıyorum. Oğlum dinliyor, dinliyor ve soruyor: "Baba, peki bu suya ne >>oldu?" İşte o zaman sanki boğazım sıkılıyor. Çünkü suçlu olan neslin >>üyesiyim. Çevreyi hiçe sayan, uyarılara kulan asmayan bir neslin ferdiyim. >>Ve şimdi bu büyük suçun faturasını bizim çocuklarımız ödüyor. >> >>Yakın bir gelecekte, geri dönülmez bir noktaya gelen bu çöküş Dünyayı >>üzerinde yaşanılamaz hale getirecek. Ah keşke elimde bir güç olsa ve >>geçmişe dönüp insanlara "Dünyayı kurtarmak için hala bir şansınız var!" >>diyebilsem."
BU MEKTUP 2003 YILINDA YAZILDI 2003YILINDA KÜRESEL ISINMA TAMAMEN ÖNLENEBİLİRDİ OYSA ŞİMDİ 2007 YILINDAYIZ VE ÖNLEYEMEYİZ SADECE BİRAZ DAHA GERİ TARİHE ATABİLİRİZ UNUTMADAN BURDA YAZDIGI GİBİ 2070 DEĞİL 2020 YILINDA YAŞIYACAĞIZ BÜTÜN BUNLARI YANİ GİTGİDE YAKLAŞIYORUZ! :(BUNU YAZAN BELLİ DEĞİLDİR...
acemicadan alıntıdır!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! |
Tarih: 22:27, 5/8/2007 |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
ilk olarak yasemin ergenenin bi röportajını koyucam
Her düşündüğünü olduğu gibi söylüyor. Bazı genç meslektaşlarının sıkça yaptığı gibi gerçek hayatta oynayıp, etrafa sahte gülücükler saçmadığı için onu tebrik ediyorum...
Yapımcı Fatih Aksoy hayatınızda bir mihenk taşıdır değil mi? Benim ilk işimin patronu o oldu. Bundan 4 yıl önce başladı her şey. 'Çocuğun Var Derdin Var' adlı bir sitcom projesi vardı. Dizi boyunca benden hiç memnun değildi. "Eğer hep öyle kötü olsaydın, senin karakterini diziden çıkaracaktım" demişti, sonradan. O kadar beğenmiyordu beni yani. Zamanla bendeki değişimi farketmiş, sonra başka bir projede oynamamı sağladı. O bitmeden 'Aşk Oyunu' dizisi için beni istedi. Bir iş bitmeden başka bir iş için ilk başlangıcı yapmıştı Fatih Aksoy benim için. 'Aşk Oyunu' bitmeden 'Doktorlar' dizisinde oynamama karar verdik.
Fatih Bey sizden neden bir türlü vazgeçemiyor dersiniz?
Gazetelerde zaten, "Kenan Işık, Haldun Dormen, Sinem Kobal derken Yasemin Ergene de Fatih Aksoy'un kadrosuna eklendi" şeklinde haberler çıktı. Ben 'MED Yapım'dan memnunum, orada herkesle içli dışlı oldum, hiç yabancılık çekmiyorum. Fatih Ağabeyle de öyle. O da benden memnun. Birbirimize güveniyoruz
EKİBİ YARI YOLDA BIRAKTI
'Aşk Oyunu'nda Keremcem'in işi yarıda bırakıp, sizleri zor duruma düşürmesini nasıl karşıladınız? Haziran 1 gibi başlamıştık 'Aşk Oyunu'na, Haziran 1 gibi de bitirmiştik. 3 ay tatilden sonra yine başlayacaktı, anlaşma böyleydi. Ben Keremcem'in bu şekilde ayrılacağını bilmiyordum. En azından yeni sezona başlar, ileride bir gün ayrılır belki diye düşünüyordum. Çünkü çekimler yapılırken Keremcem'in albümü çıkmıştı, konserlere gidiyordu, hiçbir şeye vakti olmuyordu. Çok daralıyordu. Kendi kendime, "bir an gelecek ve canına tak edecek, ya müziği bırakacak ya da diziyi..." şeklinde düşünüyordum. Yaptı da sonunda.
Diziyi bıraktığı için ona hiç sinirlenmediniz mi?
Keremcem çıkınca senaryo değişti tabii. Her şey ona göre planlanmıştı. Keremcem'e kızdım, dayanamayıp mesajlar falan gönderdim. Ekibi yarı yolda bırakmasını anlayamadım. Ancak, biraz konuştuktan sonra ona hak vermeye başladım. Hatta söyledim de "Sen insanların ekmeğiyle nasıl oynarsın, emeklemeden yürüyebildin. Bu senin işte var olduğunu mu gösteriyor?" diye çıkıştım.
Şimdi onunla aranız nasıl?
Küs değiliz, konuşuyoruz.
Aranızda bir aşk olduğu söylentisi doğru muydu?
Buna hep bir açıklık getirdim. Sarp ve Ekin'i yakıştırıyorlar. Biz çok iyi arkadaştık, o elektrik ekran karşısındakilere geçiyor. Çünkü uyum içindeydik ve severek bakıyordum.
Bir ilişki yaşamadınız öyle mi?
Bir ilişki yaşamadık. Her dizide iki başrol oyuncusunu yakıştırıyorlar. Bu işin kanunu oldu.
'Doktorlar' adlı diziye "Evet" demeniz nasıl oldu?
Ben tereddütteydim, bu dizi için. 'Aşk Oyunu'ndan sonra farklı bir karakterle yeniden başlamak insanlarda bir bıkkınlık yaratabilirdi diye düşündüm. 'Ekin' onlara çok sıcak geliyordu, 'Ela'yı da severler miydi, bilmiyordum. Fatih Aksoy'la konuştuk. Kilo almamı istedi, saçımın rengini değiştirmemi istedi. 'Ekin' donuk bakan bir kızdı, "sen öyle bakma" dedi. Fatih Ağabey de tereddütdeydi ama bana belli etmemeye çalışıyordu. Dizi yayınlandıktan sonra "Hiç alakan yok, helal olsun" dedi.
Bir yerde okudum, doktorluk sizin hayalinizdeki meslekmiş öyle mi?
Yalan. Doktor olmak zor bir işmiş. Doktor olur muydum, eğer hayalim olsa bile bunu gördükten sonra olmazdım. Birini kaybedip sonra normal hayatıma devam etmeyi yapamazdım.
Dizinin kadrosunu duyunca ne yaptınız? Çünkü, bütün isimler oyunculukta deneyimsizler...
“Doktorlar” başlamadan önce arkadaşlarıma kadroyu sayıyordum, "Bu nasıl bir şey olacak, magazin dizisi mi?" diyorlardı. Çünkü Aysun modellik, Kutsi şarkıcılıktan geliyordu. "Acaba dizi tutar mı?" diye düşündüm. Ama karakterler tam oturdu.
Peki ya Kutsi nasıl sizce?
Ben 'Aşk Oyunu'nun setindeyken, sadece Kutsi'nin şarkılarını dinlerdim. Onun 'Aşkın Gururu' şarkısına bayılıyordum. Bağıra bağıra onunla birlikte söylerim. Benim ses tonum biraz arabeske kaçar. Birlikte canlı şarkı söylediğimiz zaman Kutsi bana "yavaş" deyip yanımdan kaçıyor. Ya da "Kulağı iyidir arkadaşımın" diyor.
İkili olarak uyumlu olduğunuzu düşünüyor musunuz?
Bence, evet. İlk başlarda Keremcem gibi o da zorluk çekti. Ama Kutsi çok iyi. 'Levent' karakteri hakkında ve her şeyi çabuk kapıyor
KEREMCEM BEBEKSi, KUTSi ERKEKSi
Keremcem mi yoksa Kutsi mi oyunculuğu daha çabuk öğrendi? İkisi de aynı hızla alıştı bence. Keremcem'in ilk deneyimi değildi. 'Aslı ve Kerem' adlı bir yapımda oynamıştı. Kutsi bir sürü şeyi kaptı.
Bana bu iki erkeğin profilini çıkarabilir misiniz?
İkisi de çok farklı. Kutsi daha erkek Keremcem'den. Daha bir maço tarzı var. Sonra Kutsi daha dediğim dedik. Keremcem daha bir çıtkırıldım. Keremcem bebeksi bir yüze sahip, Kutsi'yse erkeksi bence.
Kutsi'yle aranızda bir aşk yaşanıyormuş, bu da kulislerde dolaşan en son fısıltılardan. Ne diyeceksiniz?
'Levent' ile 'Ela'yı, 'Sarp'la 'Ekin'i yakıştırıyorlar. Söyledim, ona bakarken bir şey hissediyordum, ama o duygusal sahneyi oynarken böyleydi. Gerçek hayatta böyle olmadı. Kutsi'yle de böyle bir aşk yaşamadım. Olsa saklamam, yazılanları da kafama takmıyorum açıkçası.
|
Tarih: 14:18, 2/8/2007 |
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
|